| DUYURU PANOSU |
*Son Yorumlarım*
gazetemrh
baya azgınmıs
İKTİDARDAKİLER AYAK TAKIM...
evet
-------------------------
---------------------------------------
| DUYURU PANOSU |
Fransa’da başlayan ve tüm dünyayı etkisi altına alan 68 gençlik hareketi 40. yılında Türkiye’de de çeşitli etkinliklerle anılıyor. Bunlardan biri de dün açılan ve küratörlüğünü Bedri Baykam’ın yaptığı “1968’in 40. Yılı, Bir Rüzgarın Arkeolojik Kazısı” isimli sergi... Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği, Piramid Sanat ve 68’liler Birliği Vakfı işbirliği ile gerçekleşen bu etkinliğin en dikkat çekici yanı ise Deniz Gezmiş’in Türk solunun adeta sembolü haline gelen ünlü parkasının ilk kez sergileniyor olması...
aksim, Feridiye Caddesi’ndeki Piramid Sanat Merkezi’ndeki sergi 30
Haziran’a kadar görülebilir. Deniz Gezmiş’in Gemerek’te yakalandığı
sırada üzerinde olan ve idamına kadar hep giydiği bu parka sadece
Gezmiş’le değil Türk solu ile de bütünleşmiş bir sembol. Bu parka 6
Mayıs 1972’den beri Deniz Gezmiş’in avukatı olan Halit Çelenk’teydi ve
36 yıldır onun evinden hiç çıkmamıştı. Hem de defalarca film çekimleri
ya da başka tekliflere rağmen. Bedri Baykam, bu nedenle uzun uğraşlar
sonunda parkayı Çelenk’ten ödünç alabildiğini söylüyor ve ekliyor:
“Halit Çelenk’le zaten uzun yıllardır bir dostluğumuz var, ancak yine
de kendisini ikna etmek kolay olmadı. Ama bu parkaya altı aylık bir
bebeği karşıdan karşıya geçirirkenki özeni göstereceğimi anlayınca
ödünç alabildim. Bu parka çok önemli. Latin Amerika solu için Che’nin
beresi neyse Türk solu için de bu parkanın anlamı odur.” |
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Birbiri arkasına çıkardığı ücretsiz web hizmetleriyle internet kullanıcılarının gönlünü fetheden Google hem Typosquattingin önüne geçmek hem de marka imajını korumak için hemen hemen hergün yeni alan adları kaydettiriyor.
Pingdom blog yazarları Google''ın kaydettirdiği alan adlarını araştırıp kategorilemişler. Hazırlanan liste kısaca şöyle:
Yanlış yazımın önüne geçmek için kaydettirilen alan adları:
Google üzerine kayıtlı ama Google''la alakasız alan adları:
Yeni servisler için olabilir mi?
Marka imajını korumak için kaydettirilen alan adları:
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
evet dün gece yayınlanan servis paketi 3, artık türkçe olarak indirebeilirsiniz.
önceki versiyonlarıda kapsayan genişliğe sahip bu versiyonu şuradan indirip kurabilirsiniz.. ve buradan da ne gibi yenilikler getirdiğini öğrenebilirsiniz..
indireceğiniz sürüm 32 bit destekli pc''ler içindir..
hatırlyacağınız üzere windows, vista içinde ilk güncelleme paketini geçenlerde açıklamıştı.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Vatan
Arçelik’in maskotu Çelik’in “Benim milyonlarca annem var!” kampanyası çerçevesinde 10 anneyle birlikte fotoğrafı çekilip gazetelere gönderildi. Milli Gazete, anneleri çok açık bulup rötuşla kapattı!
Anneler
günü nedeniyle bir çok firma özel kampanya düzenledi. Bu kampanyaların
tanıtılması için de gazetelere ve televizyonlara reklamlar verildi.
Kampanya düzenleyen firmalardan biri de Arçelik.
10 anne rol aldı
Firma, “Benim milyonlarca annem var” adı altında bir kampanya
düzenledi. Arçelik’in maskotu Çelik’in 10 anneyle çekilmiş fotoğrafı
ise kampanyanın görsel malzemesi olarak kullanıldı. Bu fotoğraf
Türkiye’de yayın yapan gazetelerde yayınlandı. Ancak İslami basından
Milli Gazete’de bu fotoğrafa dikkatlice bakıldığında rötuş yapıldığı
ortaya çıkıyor.
Etek boyları uzadı
Yenişafak, Bugün ve Zaman gazetelerinde bile orijinal fotoğraf
kullanılırken, Milli Gazete’de yer alan fotoğrafa bilgisayar programı
“Photoshop” yardımıyla çeşitli eklemeler yapıldığı dikkat çekti.
Fotoğraftaki anneler incelendiğinde, bazılarının etek boyu bilgisayar
yardımıyla uzatıldığı, bazı annelerin ise degajelerin yok edildiği
ortaya çıkıyor.
İki fotoğrafa dikkatle bakıldığında Arçelik’in maskotu Çelik hariç bütün herkese eklemeler yapıldığı hemen fark ediliyor.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
YÖK, üniversite kontenjanlarında yüzde 25’lik artış planlıyor. ÖSS aday sayısında ise 133 bin azalma var. Buna göre 2008-2009 döneminde üniversiteye alınacak öğrenci sayısı 109 bin artacak
Liselerin
dört yıla çıkmasıyla genel liseler bu yıl mezun vermeyecek. ÖSS’ye
girecek aday sayısı yüzde 8 azalırken, Yüksek Öğretim Kurulu’ndan
(YÖK), müjdeli bir haber geldi. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan
üniversitelerdeki kontenjanın yüzde 25 oranında artırılması için
harekete geçtiklerini açıkladı. Özcan’ın Anadolu Ajansı’na yaptığı
açıklamaya göre; kurum, gelecek yıl üniversitelerin kontenjanlarını
artırmak üzere yeni bir düzenlemeye gitmeye hazırlanıyor. Düzenlemeyle,
üniversitelerin kontenjanlarının yüzde 25’in üzerinde artırılması
planlanıyor. Formüle göre, kontenjanlar öğretim üyesi sayısına göre
belli bir standartta, otomatik olarak artacak. Özcan çalışmalarını, bu
ayın 15’ine kadar bitirmeyi ve YÖK Genel Kurulu’na yetiştirmeyi
planladıklarını belirtti.
Öğretim üyesi sayısına bağlı
Özcan formülü şöyle anlattı: “Öğretim üyesi sayısını ve öğretim
üyesi sayısındaki değişikliği baz aldık. Kontenjanlar o bazda artıyor.
Üniversiteler bizim formülümüzü kullanarak kendileri ne kadar
isteyeceklerini bulabilecekler.” Kontenjan artışının öğretim üyesi
sayısına bağlı olduğunu söyleyen YÖK Başkanı Özcan “Artık bir formül
var. O formülde diyor ki; mesela, öğretim üyesi 5’ten azsa, artışı
yapma. Geçen seneye göre 1 öğretim üyesi almışsa kontenjanı 10
artırabilir”dedi.
Kontenjan hesabı
Formülün işleyişinde üniversitelerden gelen teklifleri
değerlendirdiklerini belirten Özcan, ayrıca bölümlerin yıllara göre kaç
öğrenci aldığını da hesapladıklarını belirtti. Üniversitelerden
kontenjanlarına dair bilgi istediklerini söyleyen Prof. Dr. Özcan,
“Geçen sene 189 bin öğrenci istemiş bütün üniversiteler, bu sene 182
bine indirmişler. 7 bin azalmış. Yani dışarda 1,2 milyon çocuk
beklerken, bizim üniversitelerimiz maalesef 7 bin daha kontenjan
azaltması yapmış. Şimdi bunu formüle göre artıracağız” dedi. Sayısal
artışın kalitede düşüşe neden olacağı yönündeki eleştirilere Özcan hak
verdi ancak 1,2 milyon gencin okullu olması gerektiğini belirtti.
Adaya çifte şans
Liselerin 4 yıla çıkmasıyla birlikte genel liselerden 2008 mezunu
olmadığı için bu yıl ki ÖSS aday sayısı 2007’ye göre yüzde 8 oranında
azaldı. Bu yıl, ÖSS, YDS ve meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş için
1 milyon 643 bin öğrencinin başvurduğunu açıkladı. Geçen yıl ÖSS, YDS
ve sınavsız geçiş için başvuran sayısının 1 milyon 776 bin 441 olduğu
dikkate alınınca, aday sayısı 133 bin 441 kişi azaldı. Bunun yanı sıra
kontenjanların yüzde 25 artması bu sene sınava girecek adaylara çifte
şans getirdi. Geçen sene sadece 433 bin 150 öğrenci üniversiteli
olurken bu sene yapılacak düzenlemeyle birlikte 543 bin öğrencinin
sınavı geçmesi öngörülüyor. Bu da yaklaşık 109 bin öğrencinin daha
üniversiteli olması anlamını taşıyor. Bu da yüzde 24’lük kazanma
olasılığının yüzde 33’ye yükselmesi anlamına geliyor.
Gerçekçi bulunmadı
Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Dr. Tahsin Yeşildere ise
Özcan’ın kontenjan formülünü kaygıyla yaklaştığını söyledi. Yeşildere
“Üniversite eğitimi belirli kriterlere dayalı olması lazım. Dünyanın
her tarafından belirli kriterler konmuştur. En önemlisi üniversitenin
altyapısı. Üniversitenin esas? görevi düşünen, araştırma yapan insan
yetiştirmekten öte ezbere dayalı insan gücü yetiştirmeye gidecek” dedi.
(Radikal, aa)
‘1.2 milyon çocuğa yer bulmalıyız’
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kapalı
mekanlarda sigara içme yasağı 1 hafta sonra başlıyor. Sağlık Bakanlığı
ile Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK), sigaranın
zararları ve yasak konusunda kampanya başlatıyor.
"Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında
Kanun" ile getirilen sigara yasakları, 19 Mayıs Pazartesi günü
yürürlüğe giriyor. İlgili Kurumlar da, Kanunla ilgili Yönetmelik ve
Tebliğ hazırlıklarını sürdürüyor.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, bu düzenlemelerin
yayımlanmasında gecikme olabileceği dikkate alınarak bir Genelge
Taslağı üzerinde de çalışılıyor. Başbakanlık Genelgesi olarak
çıkarılacak bu düzenleme ile "kapalı alanın" net şekilde tanımlanacağı
ve vatandaşın yasakları ihlal edenler için nerelere başvuracağı"na
açıklık getirileceği belirtiliyor.
Bir üst düzey yetkili, bu konuda şu değerlendirmede bulundu:
"Kanunu, vatandaşın anlayacağı şekle getirmemiz lazım. Bunlar
ikincil mevzuatla gerçekleştirilecek. Örneğin bize soruluyor. (Yangın
merdivenleri kapalı alana dahil mi? Alışveriş merkezlerinde sigara içme
yasağı var ama restoran ve kafelerde yasak 19 Temmuz 2009’da yürürlüğe
gireceği için buralar o tarihe kadar alışveriş merkezinin bir parçası
olarak mı, yoksa müstakil restoran ve kafe olarak mı
değerlendirilecek?) Hatta, vatandaşlardan (kendi arabamızda sigara
içebilir miyiz) diye soran bile var. Tüm bunlara açıklık getirilecek."
KAMPANYA BAŞLATILIYOR
Bu arada yasak öncesi Sağlık Bakanlığının koordinatörlüğünde
TAPDK ve diğer ilgili birimlerin de katılımıyla sigara yasakları
konusunda vatandaşı bilinçlendirme kampanyası başlatılıyor.
Ünlü isimlerin de yer alacağı kampanya kapsamında
televizyonlarda reklam filmleri ve vatandaşı eğitici programlar
yayınlanacak. Vatandaş, yazılı medya aracılığıyla da yasaklar konusunda
aydınlatılacak.
Aynı şekilde vatandaşın yasaklarla ilgili tutumuna yönelik bir
anket çalışması da gerçekleştirilecek. Yasakların uygulamaya
konulmasından bir süre sonra bu defa yasakların etkisinin analiz
edilmesi ve yeni politikalar üretilebilmesi için ikinci bir anket
düzenlenecek.
Milli Eğitim Bakanlığı ve TAPDK, sigara yasaklarına ilişkin afişler hazırlayarak, bunları 81 ile gönderecek.
"Ben sigara içmiyorum" ve benzeri yazıların yer aldığı
bileklikler de hazırlatılacak ve genç nüfusa bu yolla da ulaşılmaya
çalışılacak.
SİGARAYA GÜNDE 45,2 MİLYON YTL ÖDÜYORUZ
Öte yandan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu verilerine
göre, yasak öncesi ülkemizde her gün ortalama 15 milyon paket sigara
içiliyor.
Son 10 yılda ülkemizde tüketilen sigara miktarı 1 trilyon 95
milyar 700 milyon adede ulaştı. Ekonomik kriz yıllarında yükselme
eğilimi gösteren sigara tüketimi, 2006 yılında 107,9 milyar adet, 2007
yılında ise 107,5 milyar adet olarak belirlendi.
Buna göre, son dönemde Türkiye’de kişi başına yılda ortalama
1.523 adet, bir başka ifadeyle 76,1 paket sigara içiliyor. Halkın
cebinden de sigara için 16,5 milyar YTL çıkıyor. Böylece sigaraya günde
45 milyon 205 bin YTL ödeniyor. Sigara için kişi başına yapılan
ortalama harcama da 233,8 YTL’yi buluyor.
Buna karşılık, sigara tüketiminin de olumsuz etkilediği
sağlığımız için, sadece devlet günde 18,1 milyon YTL harcama yapıyor.
Söz konusu rakam, kişilerin sağlıkları için kendi ceplerinden
yaptıkları giderler, özel sağlık sigortaları ve diğer kurum harcamaları
ile birlikte katlanarak büyüyor.
VATANDAŞ UCUZ SİGARAYI TERCİH EDİYOR
Öte yandan, satış rakamları vatandaşın sigara fiyatlarının
artmasından sonra, daha çok ucuz sigaralara yöneldiğini de ortaya koydu.
2007’nin ilk 2 ayında, 450 bin adet olan düşük fiyat grubunda
yer alan 2,5 YTL’nin altındaki sigara satışları, bu yılın aynı
döneminde 630 bine yükseldi. Buna karşılık yüksek fiyat grubundaki
sigara satışları geriledi.
YASAK VE CEZALAR
Kanun gereği, 19 Mayıs Pazartesi’nden itibaren sigara
yasağının uygulamaya gireceği yerler, aykırı davrananlara verilecek
cezalar ve bu cezaları uygulamakla görevlendirilen birimler şöyle:
Sigara içilemeyecek olan alanlar:
-Kamu hizmet binalarının kapalı alanları.
-Koridorları dahil olmak üzere her türlü eğitim, sağlık,
üretim, ticaret, sosyal, kültürel, spor, eğlence ve benzeri amaçlı özel
hukuk kişilerine ait olan ve birden çok kişinin girebileceği (ikamete
mahsus konutlar hariç) binaların kapalı alanları.
-Taksi hizmeti verenler dahil olmak üzere karayolu, demiryolu, denizyolu ve havayolu toplu taşıma araçları.
-Okul öncesi eğitim kurumlarının, dershaneler, özel eğitim ve
öğretim kurumları dahil olmak üzere ilk ve orta öğrenim kurumlarının,
kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı ve açık alanları.
**Bu yerlerde sigara içenlere, Kabahatler Kanunu’nun 39’uncu maddesi uyarınca 62 YTL para cezası uygulanacak.
Kamu hizmet binalarının kapalı alanlarında tütün mamulü
tüketenlere ilgili idari birim amirinin yetkili kıldığı kamu görevlisi
tarafından, özel kişilere ait toplu taşıma araçlarında sigara içenlere
ilk başvurulan kolluk birim yetkilileri tarafından, kamuya ait toplu
taşım araçlarında ise ilgili idari birim amirinin yetkilendirdiği kamu
görevlisi tarafından ceza kesilecek.
Özel hukuk kişilerine ait ve herkesin girebileceği binaların
kapalı alanlarında sigara tüketenlerin cezası da, en yakın kolluk
birimi yetkilileri tarafından uygulanacak.
SİGARA İÇME BÖLÜMLERİ OLUŞTURULACAK
-Kanun uyarınca, yaşlı bakım evlerinde, ruh ve sinir
hastalıkları hastanelerinde, cezaevlerinde, şehirlerarası veya
uluslararası güzergahlarda yolcu taşıyan denizyolu araçlarının
güvertelerinde sigara içmeye mahsus alanlar oluşturulabilecek. Ancak bu
alanlara 18 yaşını doldurmayanlar giremeyecek.
Aynı şekilde otelcilik hizmeti verilen işletmelerde, tütün
ürünleri tüketen müşterilerin konaklamasına tahsis edilmiş odalar
oluşturulabilecek.
Açık havada yapılan her türlü spor, kültür, sanat ve eğlence
faaliyetlerinin yapıldığı yerler ile bunların seyir yerlerinde sigara
içilemeyecek fakat bu tesislerde, tütün ürünlerinin tüketilmesine
mahsus alanlar oluşturulabilecek.
Bu alanların koku ve duman geçişini önleyecek şekilde tecrit
edilmesi ve havalandırma tertibatı ile donatılması gerekecek.
**Yasaklarla ilgili yükümlülükleri yerine getirmeyen işletme
sorumluları, işletme iznini veren kurum yetkilileri tarafından önce
yazılı olarak uyarılacak. Uyarıya rağmen verilen sürede
yükümlülüklerini yerine getirmeyenler, belediye sınırları içinde
belediye encümeni, diğer yerlerde ise mahalli mülki amir tarafından 500
YTL’den 5 bin YTL’ye kadar idari para cezası ile cezalandırılacak.
Bu tür yerlerde sigara içenlerin cezası ise 62 YTL olacak.
DİĞER KORUYUCU ÖNLEMLER
-Kanun uyarınca tütün ürünlerinin ve üretici firmaların isim,
marka veya alametleri kullanılarak her ne suretle olursa olsun reklam
ve tanıtımı yapılamayacak. Bu ürünlerin kullanılmasını özendiren ya da
teşvik eden kampanyalar düzenlenemeyecek.
Bu mamulleri üreten firmalar, hiç bir etkinliğe isimlerini,
amblemlerini veya ürünlerinin marka ya da işaretlerini kullanarak
destek olamayacak.
**Bu yasaklara aykırı hareket edenlere de 50 bin YTL’den 250
bin YTL’ye kadar idari para cezası uygulanacak. Bu konudaki yetkili
kuruluş da TAPDK olacak.
-Tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösteren firmaların
isimleri, amblemleri veya ürünlerinin marka ya da işaretleri, bunları
çağrıştıracak kıyafet, takı ve aksesuar taşınamayacak.
-Firma araçlarında da markaların tanınmasını sağlayacak
uygulamada bulunulamayacak. Firmalar, ne amaçla olursa olsun, üretilen
ve pazarlaması yapılan tütün ürünlerini bayilere veya tüketicilere,
teşvik, hediye, eşantiyon, promosyon ve yardım olarak dağıtamayacak.
-Tütün ürünlerinin isim, logo ve amblemleri kullanılarak
bildirim yapılamayacak, basın-yayın organlarına ilan verilemeyecek.
**Bu yasaklara aykırı hareket edenler de, 50 bin YTL’den 250
bin YTL’ye kadar idari para cezasına çarptırılacak. Bu cezayı da TAPDK
uygulayacak.
FİLM VE DİZİLERDE DE SİGARA YASAK
-Televizyonda yayınlanan programlarda, dizilerde, filmlerde,
müzik kliplerinde, reklam ve tanıtım filmlerinde tütün ürünleri
kullanılamayacak, görüntülere yer verilemeyecek.
**Yasağın görsel yayın yoluyla ihlali halinde, yerel yayın
yapan kuruluşlar, 1000 YTL’den 5 bin YTL’ye kadar, bölgesel yapın yapan
kuruluşlar 5 bin YTL’den 10 bin YTL’ye kadar, ulusal yayın yapanlar ise
50 bin YTL’den 100 bin YTL’ye kadar idari para cezası ile
cezalandırılacak. Bu cezaya da RTÜK karar verecek.
-Sağlık, eğitim ve öğretim, kültür ve spor hizmeti verilen yerlerde de tütün ürünleri satılamayacak.
**Bu yasağa aykırı hareket edenlere de, belediye sınırları
içinde encümen,diğer yerlerde ise kolluk güçleri tarafından 1.000 YTL
idari para cezası uygulanacak.
18 YAŞINDAN KÜÇÜKLERE SİGARA SATANLARA HAPİS CEZASI
-Tütün ürünleri, 18 yaşını doldurmamış kişilere satılamayacak.
**Buna aykırı davrananlara da, 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilebilecek.
-18 yaşını doldurmamış kişiler, tütün ürünü işletmelerinde, pazarlanması ve satışında çalıştırılamayacak.
**Yasağa uymayanlar, mahalli mülki amir tarafından her bir
kişi ile ilgili olarak 1.000 YTL idari para cezası ile cezalandırılacak.
-Tütün ürünleri paket açılarak, adet şeklinde veya daha küçük paketlere bölünerek satılamayacak.
** Buna aykırı hareket edenlere belediye sınırları içinde
belediye zabıtası, dışında genel kolluk güçleri tarafından 250 YTL
idari para cezası kesilecek.
-Tütün ürünleri, yetkili satıcı olan yerlerin dışında,
otomatik makinelerle, telefon, televizyon ve internet gibi elektronik
ortamlarla satılamayacak. Satış amacıyla kargo yoluyla taşınamayacak.
**Buna aykırı davranışların cezası da 50 bin YTL’den 250 bin
YTL’ye kadar idari para cezası olacak. Bu cezaya karar verme yetkisi
TAPDK’da bulunacak.
İZMARİT ATANLAR YANDI
-Tütün ürünleriyle ilgili izmarit, paket, ağızlık, kağıt ve benzeri atıklar çevreye atılamayacak.
**Aykırı hareketler edenler, belediye sınırları içinde zabıta
tarafından 23 YTL idari para cezası ile cezalandırılacak. Kirliliğin
kişi tarafından derhal giderilmesi halinde ceza uygulanmayabilecek.
-Tütün ürünleri, 18 yaşını doldurmamış kişilerin doğrudan
ulaşacağı ve işletme dışından görülecek şekilde satışa arz
edilemeyecek. Tütün ürünleri, satış belgesi olmaksızın ve satış
belgelerinde belirtilen yerin dışında satışa sunulamayacak.
**Buna aykırı davrananlar, mahalli mülkü amir tarafından 1000
YTL’den 10 bin YTL’ye kadar idari para cezasına çarptırılacak. Tütün
ürünlerinin belgesiz olarak satışının yapıldığı veya satışa hazır
tutulduğu yerlerdeki tütün ürünlerine el konulacak ve nereden temin
edildiğine dair belgenin ibraz edilememesi halinde, bunların
mülkiyetinin kamuya geçmesine karar verilecek.
-Her türlü sakız, şeker, çerez, oyuncak, kıyafet, takı,
aksesuar ve benzeri ürünler, tütün ürünlerine benzeyecek ya da
markasını çağrıştıracak şekilde üretilemeyecek, dağıtılamayacak ve
satılamayacak.
**Bunun cezası da 20 bin YTL’den 100 bin YTL’ye kadar idari para cezası olacak.
Öte yandan sigara içme yasağı özel hukuk kişilerine ait
lokantalar ile kahvehane ve kafeteryalarda 19 Temmuz 2009 tarihinde
uygulamaya girecek.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Şu
sıralar memleketin her adımını takip ettiğimiz en gözde ailesi kim
desem, ne cevap verirsiniz? Hiç uzatmayayım, iki sezondur çarşamba
akşamlarından zaferle çıkan “Yaprak Dökümü”nün Tekin ailesi... Reşat
Nuri Güntekin’in 1930’larda yazdığı romanın bu uyarlaması, Türk
televizyon tarihinin en başarılı dizilerinden biri oldu. Çarşamba
gününün reyting listesinde birinci sırayı bırakmadığı gibi, diziden
önce yayımlanan özetiyle ikinci sıranın da müdavimi olmuş durumda.
Anneler Günü münasebetiyle biz de Tekin ailesinin annesi ve kızlarını
ziyaret edelim dedik; Beylerbeyi’ndeki köşkün yolunu tuttuk.
Köşkten içeri girince gerçekten de “Yaprak Dökümü”ne girmiş gibi
oluyorsunuz. Salon, odalar, mutfak orada bir aile yaşıyormuşçasına
düzenli. Telefonun üstündeki örtüden tutun da kanapenin üzerindeki
yarım bırakılmış
örgüye kadar. Kahvaltı sofrası hazır, taze ekmekler konmakta... Çünkü aile kahvaltıda buluşacak bu bölüm...
Halil Ergün, Güven Hokna, Gökçe Bahadır ve Fahriye Evcen çekime hazır.
Bennu Yıldırımlar’ın oynadığı Fikret evlenip yuvadan ayrıldığı için
sahnesi yok, ama ricamızı kırmayıp katılıyor ekibe. Halil Ergün’den
izin isteyip Tekin ailesinin hanımlarıyla söyleşiyoruz.
“Babama karşı hislerimi tarif edemiyorum”
Gökçe Bahadır (Leyla)
Leyla’ın en belirgin özellikleri duygusallığı ve kendine güveninin
olmaması. Leyla’nın hareketlerinin altı birazcık boş, çok gelgitleri
olan bir karakter. Bence daha çok babasına benziyor, zaten ona çok
düşkün. Ben de babama çok düşkünümdür. Annemle babamı sevgi anlamında
ayıramam ama babama karşı olan tarif edemediğim bir duygu.
Leyla’nın annesine pek düşkünlüğü yok. Leyla kocasıyla mutlu olmadığını
söylediğinde annesi “Git, yuvanı kurtar” dedi. O zaman düşünmüştüm anne
olsaydım ve kızım bana gelip mutlu değilim deseydi, “Çık gel” derdim,
başka bir şey düşünmezdim.
Ben tek çocuğum. Bu senaryoyla da bambaşka bir hayatla tanıştım. Bir
geldim abi var, abla var, kardeş var, küçük kardeş var... O yüzden bana
çok keyifli geldi.
Sanki Leyla benim hayatımdaki biri gibi olmaya başladı, çok fazla iç
içeyim onunla. Bazen bir durumda kalıyorum, Leyla olsa ne yapardı acaba
diye düşünüyorum. Rol yaparken ister istemez kaptırıyorum, gözlerim
doluyor. Sonuçta gencecik bir kız; hayatımda böyle biri olsa ona çok
üzülürüm.
Zamanla sette ekip olarak birbirimizi tanımaya, sevmeye başladık,
anlaşmaya başladık ve bir aile gibi olduk. Bu köşke girince evime
gelmiş gibi hissediyorum.
Seyirciler sokakta durdurup hırslandıklarını, üzüldüklerini, biz
ağlarken ağladıklarını, biz sevinirken sevindiklerini ya da şu aile hiç
sevinemeyecek mi diye düşündüklerini söylüyor. Ben bile her şeyini
bildiğim halde izlerken sinirleniyor, üzülüyorsam onlar nasıl
üzülmesinler?
Anneler Günü'nde babamla birlikte annemi bir yere götürürüz. Zaten
öncelikle bir anneanne babaanne ziyareti yapılıyor bizde. Ben özel
günleri, sürprizleri, şaşırtmayı çok severim.
“Almanya’daki Türk aileler dizidekine çok benziyor”
Fahriye Evcen (Necla)
Ben Almanya’da büyüdüm. Oradaki Türk aile yapıları “Yaprak Dökümü”ndeki
aile yapısına çok yakın. Biz de büyük bir aileyiz; üç ablam var. Babam
asker gibi bir adamdır. Annem daha yumuşak...
Ali Rıza bey her şeye iyi tarafından baktığı için bazı kötülükleri
belki göremiyor, belki de görmek istemiyor. Ağırlığını koyuyor zaman
zaman, ama biraz daha sert bir tavırla koysa belki daha farklı olur.
Hayriye anne modeli olarak ne derece doğru bilmiyorum ama çok idareci.
Sonuçlara baktığımızda aslında başarısız. İdare ettim sanıyor ama büyük
felaketlere yol açabiliyor. “Yaprak Dökümü”nde çocuklardan dolayı
yaprak dökümü yaşanıyor ama annenin de bunda payı büyük.
Necla’nın en baskın özelliği, yaşına göre bazen çok olgun
davranabilmesi. Mantıklı tarafı daha ağır basıyor, çok duygusal bir kız
değil.
Necla çok büyük bir hata yaptı ve kardeşinin kocasıyla kaçtı. Aynı şeyi
yaşayan kadınlarla karşılaşıyorum ve diyorlar ki “30 senedir kız
kardeşimle görüşmüyorum”. Bu aile Necla’yı affetti, birlikte tekrar o
gücü toplayıp normale dönebildiler. İnanıyorum ki, olumlu tarafından
bakarak felaketleri hafifletebilirsiniz.
Senaryolar haftada bir geliyor. Her hafta büyük bir heyecanla ne olacak diye bekliyorum.
Annem Almanya’da. Ona şimdilik günü gününe bir hediye veremeyeceğim ama
sezon sonunda Almanya’ya gideceğim. Ona en büyük hediyem bu olacak.
“Romandaki Hayriye bugüne uyarlanınca konumu, durumu ve anneliği de değişti”
Güven Hokna (Hayriye, Anne)
Senaristlerimiz çok kıvrak ve güzel yazıyor, her aile kendinden bir şey
buluyor. Başarının sırrı; senaryo ve doğru gözle çekim tabii. Ama
sanatçıların bu uyarlamaya katkıları da hiç yadsınamaz. Bu başarıda
tesadüfi hiçbir şey yok. Çalıştığım bütün işler tavan yapmıştır dikkat
ederseniz, böyle bir uğur taşıdığıma inanıyorum. İddialı olmak gibi bir
sorunum yok, o amatör işidir. Ben yaptığımdan o kadar eminim ki...
Romanın orijinalinde anne karakteri daha zayıf. Günümüze uyarlandığı zaman Hayriye’nin konumu, durumu, anneliği de farklılaştı.
Hayriye yalan da söylüyor, yeri geliyor kocasına cephe de alıyor. Bana göre Hayriye çok da akıllı bir kadın değil.
Her insan hata ve yanlış yapar. Anneler hata yapmaz diye bir kural yok.
Ama annenin yaptığı hataya karşı öyle bir özverisi vardır ki; o
unutulur, hoşgörülür.
İçimde daha dışarı çıkmamış ne karakterler var. Mesela Cahide Sonku’nun
hayatı çok büyük dramlar içerir, onun son günlerini oynamak isterim.
Bir ekoldü bana göre, bir daha gelmez.
Biz bir aileyiz ve bir ailede olan her türlü şeyi yaşıyoruz. Hatta bir
kez o kadar güzel yazılmış ki senaryo, Ali Rıza'nın gelip Şevket ile
ilgili gerçekleri açıkladığı sahneyi oynarken sanki biz oyduk. Bir anda
“Biz şu anda rol yapmıyoruz, gerçekten bir aileyiz ve gerçekleri
yaşıyoruz” dedim.
İki kere evlenip ayrıldım. Bir kızım, 8 yaşında bir torunum var. Kızım
benden hiçbir şeyini saklamaz. Kardeş ve arkadaş gibiyizdir.
Kızım Ankara’da yaşıyor. Şimdi uzağız ama Anneler Günü’nü kutlarız.
Kendimi annesi olmayan bütün genç dostların annesi yerine koyuyorum ve
onları kucaklıyorum.
“8,5 yaşındaki kızımla çok geniş zamanlara yayılan bir anne-kız ilişkisi kuramadık”
Bennu Yıldırımlar (Fikret)
Fikret'in romandaki yoğunluğu bu kadar değildi. “Yaprak Dökümü” 150
sayfalık bir roman, biz her hafta 90 sayfa çekiyoruz. Şehir
Tiyatroları'nda sahnelenen “Yaprak Dökümü”nde de Fikret rolünü
oynuyorum. 430 küsur oyun oynadık, hep kapı pencere yıkıldı. Bizim
toplumumuz bu romanın kahramanlarını çok seviyor.
Fikret çok sabırlı. Bu, bizim toplum için bir meziyet diyebilirim. Aslında inatçı bir kişiliği var.
Toplum olarak çocuklarımızı çok korumacı yetiştiriyoruz. Kendi ayakları
üzerinde döküp saçarak da olsa bir şeyleri halleden çocuklarla çok
mutlu olamayan insanlar görüyorum ben.
Kızım 8,5 yaşında. Çocukla birlikte dünyanın başka türlü algılanması
gerektiğinin farkına varıyorsunuz. Çok geniş zamanlara yayılan bir
anne-kız ilişkisi yaşadığımız söylenemez.
Çok özel bir Anneler Günü geleneğimiz yok. Biz anne-baba olarak da
yoğun çalışıyoruz ama kızım da yoğun. İleride “Evde annemi babamı
beklerdim, canım da çok sıkılırdı” demesin diye onu da boş bırakmadık.
Şehir Tiyatroları'nda Anton Çehov’un “Üç Kızkardeş”inde de oynuyorum.
Oyunun sonunda gelip biz sizi “Yaprak Dökümü”nde seyrediyoruz
diyebiliyorlar. Televizyon dolayısıyla gelen, sizi sahnede canlı görmek
isteyenlerin genelde tepkileri böyle oluyor.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

GEÇEN yıl Rusya’nın başkenti Moskova’da yabancılarla evlilik yapan Rus kızların istatistiğini yayınlayan Devlet Evlendirme Dairesi, damat sıralamasında Alman ve Türklerin en çok tercih edilen erkekler olduğunu açıkladı. Rusya’da "ZAGS" adı verilen Evlendirme Dairesi Müdürü İrina Murovyova’nın İnterfax Ajansı’na yaptığı açıklamaya göre, geçtiğimiz yıl 12 milyon nüfusa sahip olan Moskova’da yabancılarla 1640 evlilik gerçekleşti.
Moskova’dan kız alan yabancı damat sıralamasında Almanlar 147 evlilikle birinci gelirken, ikinci sırayı 140 evlilikle Türkler takip etti. Evlenmek için Rus kızlarını tercih eden diğer yabancı ülke erkeklerinin dağılımı ise şöyle: ABD 119, İngiltere 95, Fransa 60. Rus kızlarının geçen yıl 104 yabancı ülkeden kendisine eş seçtiği de belirtildi.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı